Varikosel Ameliyatından Sonra Spor Yapılabilir Mi?

Varikosel Ameliyatından Sonra Spor Yapılabilir Mi?

Varikosel, testis damarlarının şişmesi sonucu oluşan bir rahatsızlıktır. Varikosel ameliyatı mikrocerrahi teknik yöntemiyle ve bu tekniği uygun şekilde uygulamayı bilen uzman hekim tarafından yapılmasıyla bu ameliyatı olan kişinin ağır kaldırmayla veya herhangi bir ağır egzersiz sonucunda tekrar etmesi olası değildir.

Ancak varikosel ameliyatı yalnız kasık kanalının açılmasıyla yapılan bir işlem olduğu takdirde kesi yerinde bulunan dokunun kendini iyileştirme sürecindeki birkaç ay ağır bir spor yapmaktan kaçınmak kişi için faydalı bir davranış olacaktır.

Varikosel ameliyatı sonrası spor sonucu herhangi bir tekrar etme olasılığı ancak ameliyat yetersizliği sebebiyle varikoselin devam ettiği ve zamanla meydana çıktığının anlaşılması ile olur.

Vücudu zorlayan ağır sporların yapılması ameliyat bölgesinde bulunan kas ve dokuların yırtılmasına sebebiyet vererek kasık fıtığının oluşmasına yol açabilmektedir.

Varikoselin Vücuda Zararları Nelerdir?

Varikosel etkileri ergenlik zamanlarında başlar ve kötü yönde etkisi vakit geçtikçe artarak devam eder.  Varikosel vücutta, bacak ve kasık bölgesinde ağrılara sebep olabilir. Testosteron hormonunun azalmasına neden olabilir. Ergenlik çağında testisin küçük kalmasına sebebiyet verebilir. Kısırlığa neden olabilmektedir.

Varikosel Neden Olur?

Anne karnında gelişim sürecinde çocukta oluşan testisler böbrekler ile aynı sırada bulunur daha sonra alta doğru inerler. Bu süreçte kasık kanalından karın bölgesine geçiş yaparak doğuma kadar torbaya inip yerleşirler.

Testislerde bulunan damarlarda baskı veya basınç sonucu kan akışının azalması testis fonksiyonlarının etkilenerek ergenlikte varikosel oluşumuna neden olmaktadır.

Varikosel Çeşitleri Nelerdir?

Varikosel, rahatsızlığın şiddetine 3 grupta tanımlanır. Bunlar;

1.Derece Varikosel: Sadece zorlama ve ıkınma esnasında elle hissedilebilmektedir.

2.Derece Varikosel: Herhangi bir zorlama veya ıkınma olmadan elle hissedilebilmektedir.

3.Derece Varikosel: dışarıdan bakıldığında net bir şekilde gözle fark edilebilmektedir. Dinlenme esnasında bile görülebilmektedir. Varikoselde en ciddi boyut budur.

Varikosel Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Varikosel tanısı bulunan bireylerin çoğunda tedavi gerektiren bir durum söz konusu değildir. Ergenlik döneminde olana gençlerde testis boyutlarında farklılık bulunan erkeklerde varikosel ameliyatı yapılabilmektedir.

Tedavi yöntemleri arasında cerrahi ligasyon (damarın bağlanması) veya perkütan venöz embolizasyon (küçük bir kesi ile damar içi tıkanıklığı) bulunmaktadır. Yapılan bazı çalışmalara göre sperm sayısında ve kısırlık giderilmesinde ameliyat sonrası artış görülmüştür.

Ağrılı varikosellerde cerrahi ligasyon tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Varikoseller genellikle donuk olarak acı veren sol testis ağrısına neden olmaktadır. Bu ağrı ayakta oluşmakta ve dinlenme durumunda kaybolmaktadır.

Genç erkeklerde ilk önce testislerde küçülme var mı yok mu değerlendirmesi yapılır. Ergen erkeklerde sperm analizi testi yapılmaktadır. Eğer küçülme ve sperm değerlerinde azalma var ise cerrahi ligasyon veya perkütan venöz embolizasyon uygulaması yapılabilir.

Ameliyat sonrasında küçülen testisin normal testis boyutuna ulaşması ve kısırlığın ortadan kalkması işlemi gerçekleşebilmektedir.

Subklinik varikosel, ultrasonla fark edilebilen ancak muayene ile anlaşılamayan varikosel çeşididir. Bu durumda cerrahi ligasyon veya perkütan venöz embolizasyon sperm değerlerinde tedavi sağlamadığı için tercih edilmemektedir. Eğer değerler normal ise belli aralıklarla sperm analizi ile durum değerlendirmesi yapılır.

Kısırlık sorunu olabilecek yetişkin erkekler için sperm analizi ile takip yapmak önemlidir. Fakat çocuk istemeyen yetişkinler için ağrı hissiyatını ortadan kaldıracak testisleri destekleyici iç çamaşırı ve ağrı kesiciler kullanılabilmektedir.

Varikosel özellikle ergenliğe yeni girmiş gençlerde meydana çıkan ve ileri dönemler içinde kısırlaştırıcı sonuçları bulunan bir sağlık sorunudur. Bu sebeple testislerinin boyutlarında farklılıklar bulunan ve ağrılı süreç yaşayan genç ve yetişkin erkeklerin ilgili hekimlere başvurması tavsiye edilmektedir.